ЗДРАВ ДУХ, ЗДРАВО ТЯЛО!

İNSANLARIN HAYATINDA GERÇEKLEŞEN ANORMAL DURUMLARIN BİR AÇIKLAMASI VARMIDIR?

Ali Şugan 1977 yılında, Blagoevgrad ilinin Yakoruda şehrinde doğdu, şu an Kazanlık belediyesine bağlı Koprinka köyde yaşamaktadır.Ordadoğu’da Arap dili ve kültürü eğitimini tamamladıktan sonra Medine, Kahire ve Dubai’de ihtisas yaptı. Orada eski kültürlerin beşiğinde, psikolojik etkileme ve bilinçaltının negatif birikimlerinden ve olumsuz etkilerinden arınmada uygulanan manevi yöntemleri öğrendi. Yyaınlanan bir çok yazııs ve kitapları var.

Ali Şugan, kasım 2010’da yayınlanan „21’nci yüz yılın vebası“ adlı son kitabında stresi , insanlığın güvenlik ve varoluşunu tehdit eden bir pandemi olarak göstermiştir.

– Sayın Şugan yeteneklerinizden çok bahsediliyor, kısaca etki yönteminizi bize anlаtırmısınız?

– Bu Arapça yazıların, konsantrasyon, hayal ve duygudan oluşan güçlü bir psikolojik yaklaşımın karışımıdır.Burada sadece sözlerin gücü değil, hırs ve ruhun gücü de önemli rol taşıyor.

Uygulama huzur, özgüven, yeterlilik ve olumlu gelişim gibi bilinçaltı programları telkin eden ve kodlayan güçlü bir enerjiyi üretiyor.

Bu yöntem özel dua okuma şeklidir ve güçlü olumlu etkisi ile herkesin tahammül edemeyeceği uzunluğu bakımından( 20-60 dakika) eskiden kalan ninelerimizin dua okumalarından farklıdır. Bu enerjinin gücü hayatta yalnızca tavırlarınızı ve biribirini çeken olayları değil , teşhisi olan ya da olmayan kötüleşen biyokimyasal süreçlerini iyileştirerek fiziksel düzeyde de etkisini gösterir.

Dua ile tedavi, çok eski ve pratik olmayan bir metod değil mi?

Dua okumakla tedavi, asırlık varoluşu ile tüm zamanlarda güncelliğini korumuş ve gerekliliğini göstermiştir.

Bugün de iyi dilek ya da dua şeklindeki söz ve düşüncenin gücü yaygın kullanılmaktadır.Yöntem, iyi dilek şeklinde Ortadoğu’da doğmuştur ve eski zamanlardan beri psikolojik büyü saldırlarına karşı kullanılmıştır. Daha sonra üfürükçülükten, dua ve mantra şiir yazılarına dönüşmüştür. Bu yöntem 809 yılında, Harun ar Raşitin adlı hükümdarın zamanında Şam’da inşaat edilen ilk hastane „Dar- Aş Şifa“ da bitkisel tedavi ile birlikte uygulanmıştır Son zamanlarda çağımızdaki hastalıkların tedavisini iyi etkilediğinin bilinmesine rağmen gittikçe daha az uygulanmaktadır.

Fiziksel düzeyde bu derece etkilemeyi nasıl başarabiliyorsunuz?

Hepimiz biliyoruz ki hastalıkların yüzde 80’ni tamamen psikolojiktir ve psikolojik sebeplerden kaynaklanmaktadır, yani her hastalığın arkasında mutlaka derinliklerde psikolojik ve duygusal bozukluk bulunuyor . Ana nedenini, yani psikolojik-duygusal bozukluğunu ortadan kaldırıyoruz ve fiziki belirtiler kayboluyor. Diğer bir değişle yabani otları koparıyoruz, , gövde ve yapraklarla uğraşmıyoruz. Geçmişten bu yana ruh ile beden arasındaki bağlantı iyi biliniyor. Eski Roma yazarı Üvenal, „Sağlam ruh, sağlam bedende bulunur“ deyimi ile bu bağlantıyı anlatmıştır.

Bugün, çağdaş bilim, vücuttaki biyokimya süreçlerini yönlendiren DNA bilgilerinin büyük bir kısmının bilinçaltı ve psiko-duygusal durumun etkisiyle nasıl çalıştığını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

-Uyguladığınız dua tedavisinin, insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi varmıdır ve tıbbi yöntemlerle birlikte kullanılabilir mi?

Yöntemin yan etkileri yoktur. Durumun tamamen normale dönmesinden önce psikolojik ve fiziki stresin ve belirtilerinin artması gözlenir.Bunun nedeni bastırmak değil arındırmak olmasındandır. Nihai sonucun elde edilmesine kadar hasta, belirtileri bastıran bitki kaynatımları veya tıbbi ilaçlar kullanabilir.

Yardım ettiğiniz olayların bazılarını anlatırmısınız?

Biz, yaşamımızı bilinçaltımızın ayarladığı programlara göre yaşamaktayız.Bu programlar algı kontolünü ve bilgi işleme şeklini değiştiriyorlar.Bilinç altımızı neyle beslemişsek veya beslemişlerse yapacaklarımızın ve hareketlerimizin malzemesi olur .

Oraya yaşadığımız herşey kaydolur. Bilinçaltımız , temizlenmesi için düşünce ve duygusal anlar bandını, doğal durumuna gelene kadar zamana geri çevirir.

Yöntemim ile sebepsiz tahammülsüzlük ve sinirsel durumlarında ve ayrılıklarda yardım edebiliyorum.Bir çok durumda aileler, büyüyen tahamülsüzlüğün, tartışmaların ve geçimsizliğin objektif sebeplerin olmadığının farkındalar, ancake bu içten gelen karşılıklı gerginlik ve ayrılmayı kontrol edemiyorlar ve çaresizliğe düşüyorlar. .Bazı kişiler belirli nesnelere karşı tahammülsüzlük duymaya ya da kayıtsız olmaya başlar.Evlerinde gerginlik ve sıkıntı yaşadıklarını paylaşıyorlar ,dışarı çıktıklarında huzur bulduklarını idda ediyorlar.Okunmuş su ile mekanın serpilmesinden sonra, insanlar teşekkür ederek durumlarının normale döndüğünü anlatıyorlar.

Başka insanlar bir çok hastaneleri ve doktorları ziyaret ettikten sonra iktidarsızlık ya da cinsel soğukluk gibi şikayetlerle bana geliyorlar.Bazıları daha ilişkileri başında yaşıyormuş bu rahatsızlığı- nişan dönemünde veya evlilik döneminde, bazıları da herhangi bir zamanda, çocuk sahibi olsalar bile. Bazıları bu pasiflik ve geri iticiliği belirli bir kişiye karşı duyduklarını anlatmaktadır, bazıları ise tamamıyla karşı cinse karşı pasiflik ve redte bulunduklarını izah ediyorlar. Bir kaç prosedür ile durum düzelmektedir, gerginlik kalkıyor,korkular yok oluyor,içlerindeki daralma kayboluyor ve bir birini itme duygusu kalkıyor.

Yanıma ziyarete gelen yüzlerce kişi işlerinin aksi gittiğini ve daima işleri yürümediğini anlatıyor.Her yerde onları takip eden sistemli problemlerini anlatıyorlar. Onların düşüncelerine göre, bu gerginlik ,stres ve mutsuzluklarının sebebi yaşadıkları kötü durumlar ve olaylardır .Yapmış olduğum prosedürler sonucunda onlar rahatlıyor ve özgüvenle, durumlardan korkmadıklarını söylüyorlar. Fazla geçmeden hayatın kendilerine sunmuş olduğu sorunlardan kurtulduklarını ve gittikçe daha büyük başarılar yakaladıklarını anlatmaya başlıyorlar.Tüm bunlar bana,negatif bilinçaltı tutumunun, yaşamımızda bir çok mutsuzluğun nedeni olduğunu gösteriyor.

Bilerek başarı ve refahı arzuluyoruz fakat bilinçaltımızda içimizde barınan korkularımız ve karşı koymanın sayesinde biz istediklerimizi geri itiyoruz, oysa ki bilinçaltı her zaman kriterlerle yorulan bilinçten daha güçlüdür.

-Stres bir çok hastalığın sebebidir, bu hastalıkların bazıların tedavisi mümkün değildir. Metodunuzun onları olumlu etkilediğini söyleyebilirmiyiz?

Vücudumuzun psikolojimizin aracı olduğunu belirtmeliyiz ve bedenimizdeki biyokimya fonksyonlarını düzene köymak için önce psikolojik durumumuzu iyileştirmeliyiz. Psikolojimizin tıbbi ilaçlarla iyileşmesi zor oluyor,çünkü onlar kimya ve uyuşturucuya dayanmaktadır. Bu aynen diş ağrısını aulin veya uyuşturucu ilacı ile tedavi edilmesine benziyor.Bu tür bir yöntem hastalığı kronikleştiriyor ve tedavisi yapılamaz hale geliyor. Ben psikoloji etki yöntemini uyguluyorum.Bu yöntemle uykusuzluk ve sinirsel gerginliği ortadan kaldırıyorum.Yanıma gelen bazı kişiler daima gerginlik hissettiklerini ve uykusuzluk yaşadıklarını izah ediyorlar.

Hatta bazıları kabus gördüklerini, bunun sonucunda farklı hastalıklara yol açan bilinçaltı programlarının yerleştiğini paylaşıyorla. Bazıların hayatı azami ve kalıcı bir şekilde anlamsızlaşıyor ve klinik depresyona giriyorlar. Dördüncü kişiler panik atak yaşarlar.Beşinci kişilerde şizofreni hastalığına yol açmış oluyorlar . Benim bir kaç prosedürüm ile belirtiler tamamı ile yok oluyor.Prosedürlerin ilk aşamasında bu boşluk,dengesizlik,acı çekme duygusu,korku ve ölüm korkusu artmaktadırla ve ancak ondan sonra önlenebiliyorlar. Bu tür tepkiler bilinçaltının karamsarlığın ağır şekillerinden temizleme yönteminin bölünmez bir kısmıdır.

Stres ile birlikte vücudumuzda herşey – kaslar, mide, bağırsaklar, damarlar büzülür,tutulur ve atrofe olur.Bu bir çok sıradışı ve değişik hasar ve teşhizlere yol açar,ki uzun süreli dua okumak’ile hastanın iyileştireilmesi mümkün olur.

Uygulamış olduğunuz yöntemden bağışıklık sistemi hastalıkları etkileniyor mu?

Evet. Bilinçaltı bağışıklık sistemini kontrol ediyor.Psikolojik durumunun kötüleşmesiyle öz bağışıklık hastalıkların kapısı da açılıyor.Bunlardan birisi guatır hastalığı- tiroidin oto bağışlık hastalığı.Bu anormal aşırı çalışması sonucunda meydana gelir. Prosudürlerimin esnasında, sinirsel gerginlik, hızlı kalp atışları, tiroid bezinin gözlerin büyümesi görülüyor daha sonra tamamı’ile bu belritiler kaybolur.

Kötü psikolojik durum ve ruh zayıflılığı bilinçaltınınprogramına göre kanın zayıflamasına yol açar.Bu şekilde anemi hastalığı tetikleniyor.Yine aynı şekilde bilinç programlanışı sonucu kana başka bir zarar daha veriliyor- söz konusu lösemi.Bundan dolayı ana sebep ile mücadele bu ve diğer hastalıkların etkili tedavisi için çok önemlidir.

Cerrahi müdahale gerektiren hastalıkların, psikolojik metodlar ile tadavi edilemeyceğini düşünüyormusunuz ?

Fiziksel travmlarda bu gerçekten böyledir, fakat psiko-somatik hastalıklarda normal tıbbın dışında bir çok aslternatif mevcuttur. Bazıları için en çok para kazandıran yöntem cerrahi müdahaledir- kes ve at. Diğer mevcut alternativler kullanılmadan bu benim içim son derece mantıksız bir seçenektirir.İnsanın, inanç, özgüven, huzur ve devamlılık ile yetiştiridiği bir ruha sahip olduğu müddetçe, bağışıklık sitemi güçlü olacak ve hiç bir virüs ya da bakteri vücuduna zarar veremeyecek. Değişik negatif psikolojik programlar, bağışıklık sistemini zayıflatır ve yüzlerce mantar ve virüs hastalıklarına sebep olur. Bu şekilde bir sürü cilt, kist, hemoroit, miyom,mastopati ve her tür değişik kanser hastalıkları da meydana gelir. Kötümser tumörlerin dağılması uygun psikoljik ortamında tetiklenir. Ruhun güçlenmesi ile bağışıklık sistemimiz, hayati önem taşıyan hücre strüktürlerine hücum eden ve yok eden serbest radikalleri kontrol ediyor. Bağışıklık sistemi onları hem üretir ve gerektiği zamanda eritir. Eşit miktarda su, kaliteli elma sirkesi ve temiz bal karışımının antioksidan etkisi bu hasarlarla biyo kimyasal düzeyde baş etmemize yardımcı olur . Vücudumuzda, her hasta ve hasar görmüş olan kısmının atılması gerektiğini ve kimyoterapinin ve işin tedavisinin intihar edici zehrini yeni bir vücudu oluşturacağını düşünmüyorum, Bu benim şahsi görüşüm ve bu görüşümü bir çok insan paylaşıyor , ancak herkes yaşam yolunu kendisi seçer. Bir saatlik sistemli dua prosedürlerinde kansere yakalanmış bölgelerde sancıları artıyor, daha sonra sadece dış görünüm olarak değil yapılan tahliller de hasarlı bölgelerin eridiğini ve kaybolduğu gösterir

Bildiğim kadarıyla bir çok hastalığın ağırlaşması gıdaların kulanımı sonucundadır……

Pratiğimde ülser ve kolite yakalanan bir sürü insanla karşılaşıyorum. Bunlar mide- bağırsak kısmının üst mukozasını etkileyen bir grup hastalıklardır, özellikle ince bağırsakları ve kalın bağırsağı etkiledikleri görülmektedir. Özellikle vücudun belirli kısımlarına yüksek gerilime ya da duygusal strese yol açan bilinç altının ayarları tetikleniyor. Hipertoni olarak adlandırılan daimi yüksek tansiyon da yine psikosomatik içeriliklidir. Bundan dolayı, bazı gıda maddeleri bu hastalıkları tetiklemiyor, ancak mevcut uygun psiko-duygusal durumlarda bu hastalıkları ilerletiyorlar.Uygulamış olduğum prosedürlerde dua okumamın sonucunda bu hastalıkların belirtilerinin arttığı daha sonra bu şikayetlerin tamamı ile kaybolduğu görülüyor.Tedavi esnasında hastalık ne kadar ilerlemişse ve hasta kendisini ne kadar ihmal etmişse ve uzun süre beklemişse tedavi yöntemi o kadar beni zorluyor ve daha fazla çaba harcamamı gerektiriyor, bu yüzden aşırı ilerlemiş olan hastalıkların tedavisinden kaçınıyorum.

Bizim okuyuccularımıza ne tavsiye edersiniz?

-Son zamanlarda psikolojik psikosomatik hastalarının listesi kabardığı görülmektedir. İnsanlar bunun yaygın bir veba olduğunun farkında değiller. Bir çok şikayet sonucu doktorlar hastalığın sebebini bile tespit etmekte zorlanmaktadırlar, peki tedavisini nasıl uygulasınlar ki?Uyguladıkları yöntemler ruhsal rahatlama ve stresi kaldırmak üzere ruhsal yöntemler içermemektedir.Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar içimizdeki ruhsal durumun çalıştırılması ile mümkün olur.Benim uyguladığım yöntemin amacı da – onları çalıştırmak..Bizler pozitif duygularımızın gücünü canlandırmalıyız ve kendi kendimize bunun bu şekilde olmalı diğe tekrar, tekrar edişimizle sürekli kendimize yardımcı olabiliriz.Yıllardır alevlenmiş ve odaklanarak okunan dua yaşamımızda çok önemli yer almıştır.Bu psikolojik bir yasadır,fakat üzülerek söylüyorum „biz bunu kulanmamaktayız“.Stres insan organlarını karışık vaziyette etkilemez ve fonksyonlarını da bozmaz çünkü bilinçaltı programların eşliğinde ve yönetimi ile birlikte yürür – bünyemizde neler dengedışı kalacak hangi oranda etkilenecek buradan belirlenir.Pozitif etkilemeler mevcut olduğu gibi ayni şekilde de negatif etkileme mevcuttur,vurgulu düşünce gönderme, insan psikolojisini elde etmek, telepati üzerinden programlama yapmak, büyüleme ve psikolojik baskı yapma yöntemleri.

Bizim ruhumuzu negatif düşünceler göndererek ölduren şahıs bünyemizi de öldürüyor demektir, bu yüzden yalnızca bedenimize değil ruhsal sağlığımıza da önem vermeliyiz.

Hayatta kalmak için başkaların haklarını ihlal etmeden mücadele edelim!

Напишете коментар

Имейл адреса ви няма да бъде публично видим. Задължителните полета са маркирани със *

*